29 Aralık 2016 Perşembe

Dark Serisi #3 Kara Altın | Kitap Yorumu





Kara Altın ile bu sefer Karpatya dağlarından, San Francisco’ya geçiş yapıyoruz.
Halkından uzaklarda, ruh eşini arayan, bir yandan da vampirleri, yani halkının katillerini avlayan altın renkli savaşçı Aiden Savage ve bir vampir tarafından zorla kaçırılıp onun eşi yaptırılmaya çalışan Alexandria.





21 Aralık 2016 Çarşamba

Bana Sevdiğini Söyle - Julia Quinn (Kitap Yorumu)


Bana Sevdiğini Söyle, Julia Quinn'in okuduğum sekizinci kitabı ve şimdiye kadar hiç hayal kırıklığına uğramadım. Historical türüne başlayacak olanlar özellikle Yüreğe Söz Geçmiyor ve Şahane Bir Kadının Gizli Günlüğü'nden başlayabilirler.








20 Aralık 2016 Salı

Yedi Gece - Anna Campbell (Kitap Yorumu)

Sidonie, ablasının kumar borçları yüzünden, hiç tanımadığı bir adamla yedi gece geçirmeyi kabul ettiğinde, sonuçları hiç de düşündüğü gibi olmayacaktır. Ablası Roberta, evliliğindeki sorunlar ve şiddet yüzünden kendini kumara vermiştir ve kocası William borçlarını öğrenirse, onu öldüreceğini bildiğinden, Sidonie'nin ablası yerine gönüllü olmaktan başka çaresi kalmaz. Yanına gittiği kişi ise, William'ın can düşmanı, Merrick ailesinin piçi Jonas Merrick'tir.





18 Aralık 2016 Pazar

Fırtına Çiçekleri - Laura Kinsale (Kitap Yorumu)





Konusu itibariyle diğer historicallerden daha farklı. Jervaulx Dükü, kesinlikle zeki, aynı zamanda çapkınlıktan da geri kalmayan zengin bir düktür. Buraya kadar her şey normal. Ama daha sonra metresinin kocası tarafından yakalanınca, düelloya davet edilir. Bu karşılaşmadan sağ çıkar elbette ama akıl sağlığı gider. 




Sisli Dağların Ötesinde - Karen Marie Moning (Kitap Yorumu)





Fantastik kitaplar en sevdiğim türlerden biridir. Bir de tarihi aşk romanlarıyla birleşince tadından yenmiyor.







Anlaşma - Fatih Murat Arsal (Kitap Yorumu)




Fatih Murat Arsal her zaman ki gibi döktürmüş. Zaten kendisinin yazım tarzı ile alakalı hiçbir sorunum yok. Oldukça akıcı ve bırakamayacağınız tarzda. 











15 Aralık 2016 Perşembe

Kuzey Masalı - Zeliha Eren (Kitap Yorumu)




Kuzey Masalı, çıktığı zaman bayağı yankı uyandırmış, ben anca şimdi okuyabiliyorum. Keşke dedim ikinci kitabı da alsaymışım öyle okusaymışım, bunun nedeni karakterlere bayılmam, yazarın diline hayran olmam oldu.





7 Aralık 2016 Çarşamba

Kumaştan Kalbe - Aleyna Daşkıran (GKBT İnstagram) Kitap Yorumu - Alıntılar


   Kumaştan Kalbe,  Aleyna Daşkıran’ın ikinci basılı eseri. Konusu oldukça hoşuma gitmişti ilk gördüğümde. Kapağı zaten oldukça ilgi çekici, kendine baktırıyor.










6 Aralık 2016 Salı

Hayalet Kalp - Ali Benjamin (Kitap Yorumu)


Sanırım bu güne kadar aldığım kitaplar arasında en beğendiğim kapak Hayalet Kalp'in oldu.

Suzanne, annesinin tabiri ile Zu, en yakın arkadaşının ölümünden sonra, zaten kendi içine çekinik bir kızken konuşmayı keser bunun nedeni sözcüklerle ifadenin ona artık çok manasız gelmesidir. Tabi tamamıyla kesiyor mu kesmiyor mu onu okuyunca öğrenirsiniz :) Franny, çok iyi yüzme bilmekte olduğu için boğulması ona çok mantıksız gelir. Okul gezisine gittiklerinde ise, denizanası sergisine girdiği anda, kafasındaki tüm belirsizlikler aydınlanır. 




26 Kasım 2016 Cumartesi

Gizemli Erkek Avcısı - Aylem Güngördü (GKBT) Kitap Yorumu

   
Külkedisi'nin Zayıflama Hikayesinin devamında, Gizemli Erkek Avcımızın aşkı bulmasını okuyoruz, ilk kitaptaki karakterlerimiz yine tam gaz burada kendilerini gösteriyorlar. Not : Yorum ilk kitabı okumayanlar için spoiler niteliği taşıyor.








Külkedisi'nin Zayıflama Hikayesi - Aylem Güngördü (GKBT) Kitap Yorumu




Külkedisi isminden de anlayacağınız üzerine biraz masalı, bolca komedi içeren ama en önemlisi de kendimizden bir parça bulabileceğimiz güzel bir kitap Külkedisi'nin Zayıflama Hikayesi. 

Öykü, editörü olduğu dergi de bir yazı yazmak zorunda kaldığında, uzun bir süreç sonucunda kararını verir. Kendi zayıflama serüvenini yazacaktır! Bu kararı almasındaki en büyük etken de çalıştığı şirketteki patronu süper sinir bozucu Seçil ve ondan intikam almak için tavlamaya çalışacağı, derginin sahibi Bora beydir.


12 Kasım 2016 Cumartesi

İki Mükemmel Hata - Fatih Murat Arsal (GKBT) Kitap Yorumu



Fatih Murat Arsal yıllar önce e-kitapları ile tanıştığım bir yazar olmuştu. Normalde tercih etmem bu tarz bir okumayı gözlerim hemen ağrımaya başladığı için ama yazarın kalemi o kadar çok hoşuma gitmişti ki kısa bir sürede bitirmiştim edinebildiklerimi. Sonra arkadaşımdan Nefretten Sonra kitabını almıştım o zamanlar ilk baskısı şimdikinin iki üç kat eksiği bir şeydi, tadı damağımda kalmıştı, gerçi ilk çıkan Ephesus baskısının kalınlığına rağmen tadı damağımda kalmaya devam etti.

1 Kasım 2016 Salı

Eylül Çıkmazı - Aslı Karabulut (Geveze Kalemler İle Blog Turları) Kitap Yorumu

Eylül Çıkmazı - Aslı Karabulut (Geveze Kalemler İle Blog Turları) Kitap Yorumu



Eylül Çıkmazı, Aslı Karabulut’un okuduğum ilk kitabı oldu. Türk yazarlarımız son günlerde gayet güzel işler çıkarıyorlar. Kendisi de bu kervanın üyelerinden biri. Kalemi, farklı ve ilgi çekici karakterleri, anlatımı ile beni mest eden bir yazar oldu.


21 Ekim 2016 Cuma

Sana İhtiyacım Var - Judith McNaught (Kitap Yorumu)



Katie, hayatında neredeyse her şey yolunda giden, bağımsızlığına düşkün bir karakterdir. Aşk hayatı tek düze hanım kızımızın ki yaşadığı bir travmadan ötürü bu işlere direk giremiyor kendisi.

Ramon ise şirketi iflas bayrağını çekmeye yakın İspanyol bir iş adamı. Katie’yi zoraki bir yakınlaşmadan kurtarmasıyla ikisinin tanışması başlıyor. Kendini kadına bir çiftçi olarak tanıtıp ertesi güne randevusunu da alıyor tabi. 

15 Ekim 2016 Cumartesi

Siyah Kadife - Rita Hunter (Kitap Yorumu)

     
İnternetten okuduğum kadarıyla olumsuz bir yorum ile karşılaşmamış bir kitap Siyah Kadife. Bende o kervana katıldım diyebilirim rahatlıkla. Zira özgün bir konu ve Rita Hunter'ın kalemi bana oldukça zevkli saatler geçirdi.








12 Ekim 2016 Çarşamba

Aşktan Sabıkalı - Merve Duman (Geveze Kalemler İle Blog Turları) Kitap Yorumu


Geveze Kalemler, beni Aşktan Sabıkalı romanının turuna davet ettiler. İyi ki de ettiler, bu kitap bir muhteşemdi!



Aşktan Sabıkalı, aslında birbirlerinden çok da farklı olmayan ama her nasılsa birbirlerinden aynı derece de farklı olan iki yaralı ruhun hikayesiydi.
Bihter, kurtuluşu ölümde arayan, birkaç dostundan başka hiç kimsesi olmayan biriydi.
Savaş ise yaşadığı acı kayıplardan sonra kızı Buse’yi korumak için yapmayacağı hiçbir şey olmayan yalnız bir babaydı.

11 Ekim 2016 Salı

Tehlikeli Aşk - Brenda Joyce ( Kitap Yorumu)

Bana De Warenne erkekleri kadar sinir bozucu, hatta bazen onlardan bile fazla çıldırtıcı olabilen bir erkek karakter söyleyin deseniz, size tereddüt etmeden Emilian St Xavier'ı gösteririm.











6 Ekim 2016 Perşembe

Kusursuz Gelin - Brenda Joyce (Kitap Yorumu)

"Kalbi kusurluydu. Atıyordu ama içinde abartılı duygular barındırmak istemiyordu."


Okumayı serinin başından beri merak ettiğim Rex De Warenne'in kitabını yazar sona saklamış. Tabi olaylar gereği de biraz öyle gerekiyordu. Ne olursa olsun, Maskeli Balo'dan sonra favori kitabım oldu kendileri.

27 Eylül 2016 Salı

Aşka Yelken Açanlar - Brenda Joyce ( Kitap Yorumu)





Cliff, ailenin en gizemli, en çapkını ve en zengini olmaya aday bir üyesi.

Onun ben asla evlenmeyeceğim tavırları ve sözlerinden sonra ne hallere düşeceğini merakla bekliyordum. Bana biraz fazla kibirli ve diğerlerinden daha düşüncesiz gelse de, aslında içinde çok farklı şeyler saklıyormuş kendisi.

Bir kere, o döneme göre mükemmel bir baba. Söylemekten hoşlansa ve nefret ettiğini düşünsemde aslında çok düşünceli ve duygusal biri. Yine böyle bir anlarda, babası idam edilmek üzereyken onun hayatı için valiye yalvarmaya gelen bir genç kız ile karşılaşır. Açık sarı saçları, kirli görüntüsü ve erkek gibi görünüşüyle, Cliff henüz farkında olmasa da, Amanda Carre onun kalbine girmiştir.

Amanda, beni çok etkileyen kadın karakterlerden biri  oldu. Babasının olmadığı süre boyunca yalnız kaldığında, kendini doyurmak için hırsızlık ve dilencilik yapmıştır. Çaresizliği, masumiyeti ve acısını yazar çok iyi hissettirmiş.

Babasının ölümünden sonra Cliff ile yaptıkları deniz yolculuğu, onun tatlı çocukları, İngiltere'ye annesini bulmak için gelmesi, bu süre zarfında kendisine hayatında ilk defa karşılıksız bir yardım sunulması ile, Amanda aşık olmamak için direnmemiştir. Aksine, Cliff'e aşık olmasını seve seve kabullenmiştir.

Maskeli Balo'dan sonra favori kitabım oldu Aşka Yelken Açanlar.

Ve tabi, Cliff'in son bölümlerde düştüğü halleri görmek için bile okumalısınız bu kitabı.


25 Eylül 2016 Pazar

Gözlerinin Esareti - Jennifer Royce (Kitap Yorumu)





Keira, yıllarca hor görülmenin, saygı duyulmamanın ve sevilmemesinin nedenini bilmeden babasının kalesinde bir sığıntı gibi büyümüştür. Nihayetinde, eline bir fırsat geçer. Babası, el Kayran'ı, yani Kastilya Komutanı'nı öldürmesi karşılığında, genç kıza istediği saygıyı verecektir.

El Kayran, savaştığı topraklarda korkuyla anılan, kaybedecek hiçbir şeyi olmayan bir adamdır. Gecenin bir yarısı çadırına onu öldürmek için giren bir suikastçinin başlığını çıkardığı anda hayatı sonsuza kadar değişecektir.

Gözlerinin Esareti benim internette okuduğum, okurken de çok keyif aldığım bir hikayeydi. Böyle güzel bir kapak ile çıkması yazarımıza yakışmış, kaldı ki kendisi bir Türk. Ki bu alanda basılı eseri olan nadir kişilerden biri kendisi.

İki karakterimiz de baskılanmaya gelemeyen kişiler. İstediklerini kabul ettirmek için yapmadıkları şey kalmıyor. Okurken Kayran'a çok kızacağınız şeyler de var ama nihayetinde mutlu son kapıyı çalmadan olmaz.

El Kayran-Keria aşkının yanı sıra arka perde de geçen savaş ve Kastilya Kralı Rodolfo'nun yani Kayran'ın yakın arkadaşının da hikayesini okuyoruz. Almira, kesinlikle Keira kadar hırçın olabiliyor kendini savunmak konusunda lakin ondan biraz daha nasıl desem, naif. Sinirlendirilmedikçe peri gibi bir kızcağız oysa ki Rodolfo ne yapıyor? Az çok tahmin ediyorsunuzdur.

"Sen bana emredemezsin, zorba! Söylersin ve bende işime gelirse yaparım" - Keira Destina

Bunun kaç erkek karaktere söylenmesini istedim ama söylenmedi, tahmin bile edemezsiniz.

23 Eylül 2016 Cuma

Zevk Mahkumu - Kresley Cole (Kitap Yorumu)




 Immortals After Dark serisine hızlı bir giriş yaptım, kitapları peş peşe okudum. Bu kitap bitince ise yüzümdeki gülümseme solarak, önceki kitabı almadan niye başladım oldu. Tutkuların Pençesinde kitabının sonu da bu şekidle merakta bırakıcıydı. Yeni kitabı almak için ellerim-pardon pençelerim- kaşınıyor.

 Önceki kitaplarda bildiğimiz gibi, Cadeon'un eşi aslında bir ölümlü matematik profesörü olan Holly'dir. Onu izlediği günlerden birinde, genç kadın iblisler tarafından kaçırılır, o da onu kurtarmak için izlerini takip ettiğinde, Holly hepsini öldürmüştür. Bunun nedeni ise hiç kimsenin bilmediği bir şey. Ah tabi Nix biliyor o ayrı konu. Holly aslında bir Valkrye'dir.

 Cdeon, büyücü Groot'dan, ülkelerini istila eden Omort'u öldürebilecek tek şey olan kılıcı almak için kirli bir oyun oynamak zorunda kalır.

  Eski kitaplarda kısmen gözüken, bu kitapta ise benim favori karakterlerimden olan Rök, bir sonraki kitabın başrolleri olan Rystorm ve Sabine, ki özellikle onların bu kitaptaki olayları bayağı ilginç ve Nix. Cidden bu kadında anlatılanlardan daha fazlası var.

  Diğer kitaplardan daha fazla komedi dozu yüksekti. Aksiyon ise hiç durmadan tam gaz devam ediyor. Seriyi okumayanlar varsa ilk kitap Arzuların Esiri'ni gidiniz ve hemen alınız. İrfan yaratıklarını daha fazla bekletmeyiniz lütfen.

21 Eylül 2016 Çarşamba

Mutluluk - Judith McNaught ( Kitap Yorumu+Alıntılar)

Mutluluk kitabının baskısı yıllar önce tükendi, yayınevi yeni baskıyı satışa sunmadı. JM''ı sonradan keşfeden okurlardan biri olarak bu kitabı uzun zaman sonra, sahaftan bulabildim. Ve haftalarca sahaf aşındırmanın çabasına değer bir kitaptı.

Elizabeth ve Ian ikilisi birbirlerine çok uyumlulardı, çok güzellerdi. Aralarındaki diyaloglar, sevgileri okurken yüzünüzde bir gülümseme, ara sırada ağızdan kaçan kahkahalara neden olacak.  ilerleyen zamanlarda ortaya çıkan yanlış anlaşılmalar, çetin sınavlar ilişkinin tuzu biberidir bence. Ki aslında tuz ve biber bayağı fazla olmuş ama olsun. Barışmalarını ve mutluluklarını okumak, o sahneleri beklemek oldukça keyifliydi.

Yan karakterler, onların araya giren düşünceleri akış açısından oldukça keyifli oldu benim için. Çoğu yazar bunu yapmıyor, yapanların çoğu ise pek uydurmayı beceremiyorlar bana göre.

Historical romance diğer türlere nazaran daha az değer görüyor ülkemizde, baskıda bitmişken biraz gıcıklık, birazda fesatlık ile okumayın diyorum efendim. Ian benimdir, başka kimselerle de paylaşmam.

***

“Bir şeye canın sıkılınca düşünmeden para harcamaya mı başlıyorsun?”
Ian gülmekten boğulacak gibiydi. Yalan söyledi.“Evet.”
“Bu huyundan vazgeçmelisin.”
“Denerim.”
“Sana yardımcı olmaya çalışacağım.”
“Lütfen yardımcı ol.”
“Kendini benim ellerime teslim edebilirsin.”
“Bunu iple çekiyorum.”
Ian hayatında ilk defa kahkahalarla gülerken bir kadını öpüyordu.

***

Ian boğazında düğümlenen kahkahaları yutarak, ”Sanırım, bunun nedeni, elimde, onun kazanacağı paradan çok daha önemli bir şey olduğunu görmesiydi,” diye cevap verdi.
Genç kadın büyülenmiş gibiydi.”Gerçekten mi?” dedi. “Nedir o?”
“Gırtlağı.”

19 Eylül 2016 Pazartesi

Güz Fırtınası - Rita Hunter (Kitap Yorumu)


Rita Hunter’ın kalemi her kitapta karakterlerin farklı özelliklerini oldukça samimi bir şekilde ele alıyor. Size de okurken onları koşulsuzca ve akla yatkın bir şekilde kabullenerek sayfaların arasında kaybolmak kalıyor.
Tarihi aşk romanlarındaki erkekler genellikle sonsuz bir döngü içerisinde, can sıkacak kadar odun olurlar ve bunun sonucunda hatalarını anlayınca çokça acı çekerler, gerçi ben acılarının kitabın yarısını kaplaması taraftarıyım da neyse. Bu kitapta ise Alexander ne istediğini bilen biri olduğundan başlarda çok da sıkıntı çekmiyoruz.
Olaylar arasındaki geçiş sürükleyici, çok fazla yoğun bir temposu olmamasına rağmen diyaloglar ve betimlemeler sayesinde sıkılmadan bir sonraki sayfayı çevirebiliyorsunuz. En azından benim için öyle oldu.
Jane ve onun hayal dünyası, bu zamana kadar tanıştığım en çatlak tarihi aşk romanı kadın karakteri olmasını sağladı. Onun hikayesi bir yana, aynı şekilde Jane’in takma adı ile kitap boyunca yazdığı Avcının Günlüğü adlı romanı var. Elizabeth Hoyt’un bölüm başlarında devam ettiği kısa hikayeleri gibi o da oldukça merak uyandırıcı bir şekilde ilerledi. Kitap olsa hemen alırım valla ne yalan söyleyeyim.  Catriona’yı çok sevdim.

Kitap demişken, kapak tasarımı, iç kapak tasarımları ağzımı açık bıraktı. Özenilmiş ve bence yazara ve kitaba hak ettiği değer verilmiş.  Bu türü sevmeyenleri bile cezbeden bir albenisi var. Yapanların ellerine sağlık.


15 Eylül 2016 Perşembe

Ismarlama Bebek - Fatih Murat Arsal (Kitap Yorumu)

Turgut, Vildan'ı babasının şirketinde görür görmez ona tutuluyor, aşık oluyor. Sonunda onu elde etmeyi kafasına koyuyor ama bunun için üç yıl beklemek zorunda kalıyor. Vildan henüz on yedi yaşlarında falan yani Turgut'tan küçük bayağı.

Üç yıl sonra Vildan'ın babasının isteği ile bir kafede buluşacaklar tabi bundan önce kızımız onun kim olduğunu dahi tam olarak bilmediği için beklediği pörsümüş, yaşlı ve görgüsüz biri. Onu evlilik düşüncesinden vazgeçirmek için kuzenini arıyor ve ondan bir model kiralıyor.

Tabi modelimiz varış noktasına ulaşıyor mu? Hayır.
Ataman bey beklediğimiz kişi mi? Hayır.
E o zaman Vildan'ın model diyerekten sevgilisi olması için para verdiği kişi kim?

FMarsal romanlarını çok seviyorum. Ciltli kitabını okumak da nasip oldu. Ben Vildan'ın inadını yerinde buldum sonuçta gayet haklı olaraktan bu şekilde bir baskıya ve kısıtlanmaya gelmek istemiyor.

Tüm hödüklüğüne rağmen Turgut'ta oldukça hoş bir karakter olmuş bence. Kızımızın söylediklerinden sonra bir diğer fmarsal romanındaki Doğan'a benzeyebileceğini düşündüm ama korktuğum olmadı.

11 Eylül 2016 Pazar

Ruhumdaki Canavar - J.M. Darhower (Kitap Yorumu)





Ruhumdaki Canavar, adından da anlaşılacağı üzere Vitale'in bakış açısından yazılmış. Karakteri ilk gördüğüm andan itibaren onun nasıl bir anlatımı olacağını merak etmiştim. Beklediğimden daha karamsar, soğukkanlı bir ruh hali. Tıpkı bir canavara göre.

İçimin yağlarının eridiği, bazen de sen ne yaptın diye  nidalar attığım bir kitap oldu. Yaptıklarıyla beni çok şaşırtması bir yana, bir yandan da Karissa'ya olan bakış açısı, sevgisi, takıntısı..

Ben söylediklerimizin, özellikle çok fazla belirtiyorsak, aslında tam tersi olduğunu ya da yapmak istemesek de yapmak zorunda olduğumuz için söyleriz diye düşünen bir insanım. Ignazıo'nun sürekli ben bir katilim ve kötü bir adamım demesi, sözlerini defalarca kanıtlaması, affedilemeyecek şeyler....

Ben Karissa'nın da normal olduğunu düşünmüyorum ayrı mesele.

Kitabın son sayfaları oldukça güzeldi, ilişkilerinin çok farklı bir boyut alabileceğine dair sinyaller vardı. 3. kitap dedikoduları aldı başını gidiyor zaten. Ben okumak isterim.

Çevirisi çok iyiydi, iç sesi çok fazla olan bir kitap olduğu için hatalar anında kitabı sıfıra indirebilirdi, ahengi güzel ayarlanmış.

Aşk olsun ama farklı da olsun diyorsanız bu serinin ilk kitabı Gözlerindeki Canavar'a bir şans verebilirsiniz.

Başmeleğin Öpücüğü - Nalini Singh (Kitap Yorumu)




İlk kitabın basımının üzerinden çok çok uzun zaman geçmişken güzel bir haber geldi! Seri devam ediyor üstelik yeni bir yayıneviyle. Bu seride karakterler oldukça bol kullanılmış. Hepsi birbirinden değişik, yırtıcı ve egzotikler. Vampirler bildiğimiz tehlikeli yaratıklar ama bunun yanında melekler hiç de masum ve 'melek' gibi değiller. Seri, meleklerin, melek efendileri tarafından kontrol edilen vampirlerin, bunlardan haberi olan ve baş meleklerin bölgelerinde yaşayan insanları içeriyor. Yani bildiğimiz dünya ama insanların bunlardan haberi var. Bir gün şehrin üzerinde uçan melekleri görebiliyorlar, bunun yanında vampir kulüpleride var... Meleklerin Kanı kitabında Uram ile savaştan ölümcül şekilde yaralanan Elena, gözlerini bir melek olarak açıyor tabi onu dönüştüren Raphael. Üstelik binlerce yıl sonra dönüşen ilk melek. Arka planda Lijuan'ın ölüleri kontrol etmesinden kaynaklı olaylar ilerliyor. Düzenlediği bir balo var, Raphael sevgilisinin bu baloda kendini savunmaya hazır olabilmesi için onu oldukça yoğun bir eğitime sokuyor. Henüz yeni dönüşen Elena bu sürece bebek adımlarıyla başlıyor tabi... Ve olaylar sadece bununla da sınırlı değil. Kitabın sonunda aslında kim olduğunu öğrendiğimiz bir kötümüz daha var. O olabileceğini hiç tahmin etmiyordum. Spoiler olmaması adına neler yaptığını söylemiyorum ama oldukça sinir bozucu ve baş meleklerin hiç bir şekilde ihlaline kayıtsız kalmayacağı bir suç da aralarında. Elena'nın geçmişine diğer kitaptan daha detaylı bir şekilde iniyoruz. Hala açığa çıkmayan şeyler var tabi onları diğer kitapta okurum umarım. Babasıyla bir buluşma bekliyorum diğer kitapta New York'a dönecekler. Umarım şu kendini beğenmiş adamın biraz olsa kendine geldiğini görürüm. Raphael Elena aşkı bu kitapta son sürat devam ediyor tabi Raphael daha sahiplenici daha tehlikeli ve ölümcül. Onunda ailesi hakkında ufak tefek şeyler öğreniyoruz ve diğer yedili hakkında da. Onun da acaba yaşlılıktan kaynaklı, eski dostu gibi olacağı günler de gelecek mi? Elena bunun olmasına izin vermez fakat her şeyi her zaman kontrol edemeyiz diye düşünüyorum... Kitap bittiğinde, kendimi o kadar kaptırmışım ki teşekkür kısmını okurken bunlar kim ne oluyor neredeyiz dedim bir an. Üzücü bir andı benim için :/ Tavsiyem serinin devam kitaplarını komple almanız ve öyle okumanız. Yazar okuyucuyu seriye bağlamayı iyi biliyor. Şaşırdığım bir şey ise kullanılan bazı kelimeler. Okuyanlar anlar yabancı bir kitapta geçmesini beklemediğim kelimelerdi serinin havasını bozmamışlar ama bir tuhaf buldum. Yine de çok önemsenecek bir şey değil. Serinin yeni baskısı ve yeni kapakları, tasarımı, çevirinin büyük ölçüde ki akıcılığı kitaba 10 vermemde hiçbir şekilde tereddüt ettirmiyor. Artemisten çıkan ilk kitabın kapağı da güzeldi ama bunlar oldukça egzotik olmuşlar.

10 Eylül 2016 Cumartesi

Gözlerindeki Canavar - J.M. Darhower (Kitap Yorumu)




Karissa, kısıtlayıcı, her ne kadar sevgisinden şüphe etmesem de oldukça tuhaf ve hastalıklı bir koruyuculuk duyan annesi tarafından büyütülmüştür, babası onu küçükken terk etmiştir. Sıklıkla değiştirdiği küçük kasabalardan sonra, kendi kararını vererek büyük şehirde bir üniversiteye gider. 

Oda arkadaşı Melody, bence çok da iyi bir arkadaş değildi. Hani ortamcı dediğimiz tipler olur ya o tarz bir şeydi bana göre, kendisini ve genişliğini pek sevemedim.

Ignazio Vitale ise hayır adamın adı bile tehlikeli ve farklı. Zengin, kızımızla ilk tanıştıklarında aralarında 20 lik bir fark söz konusu. Ne iş yaptığını az çok anlasam da tam bir tanımı kitabın sonunda da bulunmuyor. Artık ikinci kitaba.

Karissa, tanıştıkları ilk andan itibaren onu fazla soruya boğmuyor daha çok anı yaşıyor. Durumu hiç de iyi olmayan, hayatı boyunca hep kısıtlanmış bir insanın kendisini prenses gibi hissettiren bir adamın kollarına atlaması çok da şaşırmayacak bir şey.

Tabi prens lafın gelişi, Vitale ya da Karissa'nın seslenmeyi tercih ettiği Naz, iyilikten ve prenslikten çok uzak.

Özellikle kitabın sonlarına doğru hiç beklenmeyen şeyler yaşanıyor. Davranışların nedenleri bir bir açığa çıkıyor, Naz ve Karissa arasında hiç tahmin etmediğim bir bağ var. 

Türünden farklı olmasının en önemli göstergesi bence genellikle değişen erkek karakter olur bu tür durumlarda, onun tersine burada gelişen, olgunlaşan, sorgulamaya başlayan Karissa oluyor.

Bu tarz kitapları seviyorsanız okurken keyif alırsınız diye düşünüyorum. Ben ikincisini aldıktan sonra tekrar bir okudum parçaları daha rahat birleştirdim.